17 Aralık 2012 Pazartesi

...and action!

Bir kaç ay önce bir blog açmayı düşünmüştüm. Rezalet haldeydim. Üniversiteden mezun olmuştum, hatta yüksek lisansa başlamış, 5. ayın sonunda bırakmıştım. 2011 Eylül ayında parçalanmaya başlayan hayatımı mantıksız hamlelerle bir arada tutmaya çalışıyordum. Ne yapmak istediğimden, ne yapabileceğimden, nerede yaşamak istediğimden emin değildim. Her geçen gün özgüvenimin eriyişini hissediyordum(ki özgüveni yüksek biriyimdir ya da öyleydim), sarhoş bir halde kendi kendime attığım acı kahkahalarla. Hiç bir hedefim yoktu. Hiç bir şey de istemiyordum. Sadece 2011 Ağustos'undaki mutluluğumu istiyordum. Takılıp kalmıştım oraya. Her gün aklımda yeniden senaryoları oynatıp "Hangi detayları değiştirseydim her şey yolunda giderdi?" diye soruyordum kendime. Ha tabi bir de 4 senedir birlikte yaşadığım kız arkadaşımla da ayrılmıştık : ) Hissi bilirsin.

İlerleyen günlerde yazacağım yazılardaki dengesizliğin nedenini kolayca anla diye anlatıyorum bunları. Başı olmadan kıçını anlaman güç olabilir. Ayrıca merak etme "tortured artist" kafasında bir blog olmayacak bu. İyileştim sayılır. Her geçen gün iyileştiğimi hissediyorum hiç değilse. Özgüven durumu da fena değil hala üstünde çalışıyorum. Her şeyin bir günde yoluna girmesini bekleyemezsin ya. Hele ki 1 sene boyunca özenle siktiğin, yerle bir olan bir hayatının... Çok uzun zaman önce değil bak, geçtiğimiz temmuzda ne yazmışım.

"Bugün doğum günümde bana hazırladığın kutudan çıkan 2 küçük Jack’i içiyorum. İroniye bak. Bir zamanlar kutup yıldızınmışım ya hani. Sönüşüme ağlıyorum. Hayatının anlamıymışım... Hayatına yeni anlamlar yüklemeni bekliyorum. Şerefe!"

Bunu okurken gülümseyebilmemi bile iyileştiğimin bir işareti olarak yorumluyorum. Neyse çok dağıttım konuyu. Demek istediğim... Bir kaç ay önce bir blog açmak, bir şeyler karalamak istiyordum. İyi ki yapmamışım. Yoksa ağlama duvarından farksız olurdu burası. Ha şimdi neler bekleyebilirsin? Hiç bir şey. Kalemim zayıftır. Az okurum. Çok ilgi çekici zevkleri olan bir adam da değilim. Geçmiş hakkında konuşurken "keşke" diyen tiplerden de değilim. Takdir edersin ki "keşke" demeyince anlatacak pek bir hikayen de olmuyor. Şanslı bir adam sayılırım. Ne zaman her tarafım boka batsa bir şekilde oradan çıkar, kolayca temizlenebilirim. Umursamaz biriyim bu da etrafımda olan bir çok şey hakkında çok düşünmememi sağlıyor. Oradan da malzeme çıkmaz yani. Anlayacağın sarhoş olduğum zamanlar görüşeceğiz senle. Saçma şeylerden bahsedeceğiz. Şöyle bitireyim....


“You can spend minutes, hours, days, weeks, or even months over-analyzing a situation;  trying to put the pieces together, justifying what could’ve, would’ve happened... or you just leave the pieces on the floor and move the fuck on.” 
                                                                                                        Tupac Amaru Shakur

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder